Ana Sayfa Başyazılar KRİZLERDEN ÇIKMANIN YOLU BİRLİKTE HAREKET ETMEKTEN GEÇER

KRİZLERDEN ÇIKMANIN YOLU BİRLİKTE HAREKET ETMEKTEN GEÇER

Tüm dünya son iki yıl içerisinde öyle problemler ile karşılaştı ki, insan olarak ne kadar kendimizi güçlü olarak görsek te hiçbir şey yapamaz olduk. Bu olayları yaşayınca aklıma Larissa Ione’nin kaleme aldığı Mahşerin Dört Atlısı kitabı geldi. Kitapta özetle; Ares (Savaş), Reseph (Salgın), Thanatos (Ölüm) ve grubun tek bayanı Limos (Kıtlık). Kıyamet gününde ortaya çıkacaklarına inanılan dört atlı aynı zamanda kardeştirler. Her atlının kendisine ait bir mührü var. Dünyanın yok olmasına ve mahşer gününün gelmesine engel olmak için bu mühürleri korumaları gerekmektedir.

Dünyamız şu anda ardı arkası gelmeyen Savaş, Salgın, Ölüm ve Kıtlıkları yaşıyor. Kısaca bir ateş çemberi içerisinden geçiyoruz. Mikro ölçekte yapılan hataların makro ölçekte bir sonucudur aslında bu durum.

Dünya tarihi birçok pandemiye sahne olurken tıp bilimlerinin, teknolojinin bu denli geliştiği 21. yüzyılda böylesi bir pandemiye hazırlıksız yakalanılması belki de üzerinde en çok tartışılması gereken konudur. Çünkü bu hazırlıksız yakalanmanın sonucu olarak; borsada düşüşler yaşandı, işsizlik oranı arttı, çoğu ülke resesyon riski eşiğine geldi, seyahat ve turizm sektörü olumsuz etkilendi, petrol fiyatları artmaya başladı, tüketici güveni düştü ve aşıya erişimde haksızlık ayyuka çıktı.

Ülkelerin bu süreçten az hasarla çıkmaları için almış oldukları tedbirleri incelediğimizde; ekonomik ve toplumsal etkilerine kıyasla alınan mali tedbirlerin kapsamının dar tutulduğu ve tedbirlerde daha çok kısa vadeli sorunlara çözüm getirilmeye çalışıldığı söylenebilir. Peki bundan sonra ne yapmalıyız? Sosyal hayatın, seyahatlerin, üretim ve iletişim alanlarının kuralları sağlık öncelikleri ışığında yeniden yazılırken toplumsal dayanışmanın ve yardımlaşma geleneklerinin güçlendirilmesi şart gözüküyor.

Sektör olarak, bizler, pandemi sürecinde dahi işlerimizi büyüttük, yeni makine alımları ile makine parkımızı genişlettik. Bu demek değildir ki, bizim bir şeyler yapmamıza gerek yok. Asıl bu dönemlerde eksiklerimizi tamamlayarak, daha güçlü ve kurumsal bir altyapı ile hizmet vermeye devam etmeliyiz.

Bu çalışmaları yapmanın en verimli ve sürdürülebilir olanı da bireysel hareket etmekten ziyade, birlikte hareket etmekten geçmektedir. Birlikte hareket etmek içinde üyesi olduğumuz derneğimizi kullanmalıyız. Ancak ülkemizde Sivil Toplum Kuruluşu kültürü tam olarak anlaşılmadığı için, sektör temsilcileri problemlerini çözmede ve taleplerini iletmede sıkıntılar yaşamaktadırlar.

Sivil toplum kuruluşları katılımcı demokrasinin temel taşlarıdır. Bu nedenle, sivil toplum kuruluşları sadece topluma sağladıkları hizmetler ile değil, aynı zamanda şirketler ve devletler gibi diğer kurumların da daha iyi çalışması için sağladıkları fikri katkılar ve diğer sivil toplum kuruluşları ile gerçekleştirdikleri iş birlikleri ile de fayda sağlarlar.

Derneğin bana faydası nedir? Sorusunu sormak yerine, derneğin size sunduğu imkanların ne kadarından faydalanmaktasınız sorusunu kendimize sorup, bir özeleştiri çerçevesinde verdiğimiz cevapları değerlendirmek daha verimli bir sonuç elde etmemize sebep olacaktır.

Saruhan GÜNAYDIN
Yönetim Kurulu Başkanı