fbpx
Dergi Haberleri Sektör Haberleri

BU SEKTÖRÜN KIRKPINAR’I HOLLANDA

SEKTÖRÜN DUAYEN İSİMLERİ ARASINDA YER ALAN İSTANBUL VİNÇ’İN KURUCUSU MUSTAFA BİLGİN, UZUN YILLAR TÜRKİYE’DE FAALİYET GÖSTERMESİNİN ARDINDAN HOLLANDA’DA KURDUĞU MB HOOGWERKERS B.V FİRMASIYLA 2017 YILINDAN BU YANA YURT DIŞINDA KİRALAMA HİZMETLERİ SÜRDÜRÜYOR. HOLLANDA PAZARINDA ACIMASIZ BİR REKABETİN OLDUĞUNA DİKKAT ÇEKEN BİLGİN, “BURASI KİRALAMA SEKTÖRÜNÜN KIRKPINAR’I VE BAŞKA BİR LİG” DEDİ. PLATFORMDERGİ OLARAK APA YAYINCILIK’IN İNGİLİZ YAYIN ORTAĞI KHL’NİN “ACCES” DERGİSİ İLE PERSONEL YÜKSELTİCİ PLATFORMLAR İLE TANIŞAN VE SEKTÖRE ADIM ATAN MUSTAFA BİLGİN İLE BİR ARAYA GELDİK VE BİLGİN’İN SEKTÖRE GİRİŞ HİKAYESİNİ, HOLLANDA PLATFORM SEKTÖRÜNÜ VE TÜRKİYE PAZARININ GELECEĞİNİ KONUŞTUK.
MUSTAFA BEY ÖNCELİKLE SİZİ TANIYABİLİR MİYİZ? VİNÇ VE PERSONEL YÜKSELTİCİ PLATFORM SEKTÖRÜNE GİRİŞ HİKAYENİZİ ANLATABİLİR MİSİNİZ?
Ben kırsal bir kentte doğdum ve büyüdüm. Hayatımda insanın seçimlerinin ve Allah’ın takdirinin büyük rolüne şahit oldum. Konfor alanımı bilinçli olarak bıraktım ve hep en zoru seçtim. Sanırım, Ortadoğu Teknik Üniversitesi gibi zorlu bir üniversiteyi, onun da zor bir bölümü olan makine mühendisliğini bitirmem de bunun bir sonucuydu. Bunun yanı sıra, uzun süre önemli projelerde görev aldığım ve emekli olduğum Alarko’da zorlayıcı ve rekabetin yüksek olduğu bir şirketti. Personel yükseltici serüvenim, Alarko’da “Crane” dergisi ile başladı. “Crane” dergisi Alarko’da çalışan bir mühendis olarak bana ücretsiz olarak gönderiliyordu ve bu derginin “Access” diye diğer bir eki daha vardı. Hatırladığım kadarı ile 3 ayda bir çıkıyordu ve konusu tamamen personel yükselticilerdi. Bu dergiye 2000’li yıllarda ücretli olarak almaya başladım ve sanıyorum Türkiye’deki tek abone bendim. Bu dergi beni personel yükselticiler ile tanıştırdı ve adeta bu sektöre sürükledi. 2001 yıllarında olsa gerek, Hollanda Maastricht’te yer alan Apex Fuarı’nı ziyaret ettim ve o sene Türkiye’den sadece 2 ziyaretçi vardı; Ben ve Sevgili Bilal Acar. 2003 veya 2004 yılında yine Maastricht fuarında, Türkiye’den ziyaretçiler arasında Serkan Bey ve ortağım Kemal İçer bey vardı. Bu anlattıklarım ile şunu vurgulamak istiyorum, 2000’li o ilk yıllarda bu sektöre ilgi çok azdı ve ilgilenen kişi sayısı bir elin parmağını geçmezdi. Yine o yıllarda Hasel’in elinde bazı personel yükseltici platformlar vardı. Acarlar Makine’de yatırıma başladı ve biz de İstanbul Vinç olarak İngiltere’den aldığımız 2.el makineler ile bu sektöre yatırım yapmaya başladık. (Kendinden yürüyüşlü makineler) Diğer, yani araç üstü personel yükseltici platform tarafı ise enteresan başladı. İstanbul Vinç isminden de anlaşılacağı üzere vinç kiralama firması olarak kurulmuştu, fakat bir sepetli kırmalı eski araç üstü platformumuz vardı. Sanırım bu Amerikalılardan kalma, hurdalıktan çıkarılmış BMC bir kamyona monte edilmiş bir makineydi ve bu makine ile ufak tefek sepet işleri yapıyorduk. Ayrıca 25 metre bomu olan bir araç üstü vincimiz vardı ve o tarihlerde onun ucuna sabit sepet takıp sepetli vinç gibi kullanıyorduk ve birçok kişiye bu aracın bomu uzun geliyordu. Hatta Liebherr marka teleskopik vincimiz vardı ve onunda en uç bomuna bir aparat yaparak, vince sabit sepet (sallama sepet değil) takıyorduk. Bütün bu ilk adımlar bizi personel yükseltici sektörüne tabiri caizse ısındırdı. Bu yıllarda, Bilal Acar (O zamanlar Kombassan Firması Genel Müdürü) ve Disan Hidrolik Genel Müdürü (Sn.Hayrettin Can) kiralama sektörüne yönelik araç üstü platform imalatı yapıyorlardı ve 3.5 tonluk kamyonet üstü 20-22 metre araç üstü o zamanlar çok popülerdi, fakat bu araçların toplam tonajı 6,5 ton civarındaydı. Daha sonra, Disan Hidrolik bize 40 metre Katlanır bomlu ve teleskopik araçüstü bir platform imal etti. Bu araç piyasanın en yüksek araç üstü platformuydu (yıl 2002). İki defa revizyon gördü ve hala kullanıyoruz. Açıkçası bizi sektörde öne çıkaran bu makine oldu. 2005 yılında İtalya’dan leasing yolu ile ilk Avrupa üretimi 20 metre araç üstü platformumuzu satın alarak makine parkımıza kattık. Avrupa imalatı makineler ile kalitemizi arttırmayı hedefliyorduk ve İtalya’ya bu makineleri almaya gittiğimizde fabrikada 43 metre bom uzunluğuna sahip bir makine sahibine teslim edildiğine şahit olduk. Sahibi eşi ile fabrikadaydılar, kendilerini tebrik ettik ama açıkçası içimiz gitti ve dün gibi hatırlıyorum, ortağım Kemal Bey ile acaba bir gün bizim de böyle bir makinemiz olur mu diye konuşmuştuk. Bu olayın ardından 3-4 sene geçti 53 metre Wumag-Palfinger araç üstüne yatırım yaptık ve aynı tarihte Ayhanlar Platform da 45 metre satın almışlardı. Aradan 2-3 sene daha geçtikten sonra Ayhanlar Platform ile İstanbul vinç olarak Türkiye’nin ilk ve tek Jumbo Platform kiralama firması Big Lift’i kurduk. Bu çok önemli bir atılım oldu. Ve böylece personel yükseltici serüvenim katlanarak devam etti ve hiç unutmam Paris’te bir Intermat fuarında Ahmet Surgun bey (CKV vinç) ile Wumwg-Palfinger standında karşılaşmıştık. Ahmet Bey bu paralarla bu makinelere yatırım yapmanın delilik olduğunu söylemişti ama onlarda yıllar sonra bu sektöre yatırım yapmaya karar verdiler.
TÜRKİYE PLATFORM SEKTÖRÜNDE UZUN YILLAR FAALİYET GÖSTERDİNİZ. ŞU ANDA DA HOLLANDA’DA KİRALAMA FAALİYETLERİ YÜRÜTÜYORSUNUZ. FİRMANIZI TANIYABİLİR MİYİZ?
Türkiye’de platform sektöründe belli bir seviyeye geldiğimiz 2013 yıllarında, bir ayağımızın Avrupa’da olmasının faydalı olacağını düşünerek Bulgaristan’da bir şirket kurup, Avrupa pazarında bir oyuncu olmayı düşündüm. Bu atılım sayesinde bazı tecrübeler kazandık. Şimdide Hollanda’da bu sektörde faaliyet gösteriyoruz. Kabul etmek lazım, burası kiralama sektörünün Kırkpınar’ı ve başka bir lig. Avrupa olarak her zaman genelleme yapardım fakat tam bilmiyormuşum. Bu sektörün Kırkpınar’ı Hollanda’ymış. Acımasız bir rekabet var burada ve biz 2016 sonlarında şirketimizi kurduk. Firmamızın ismi MB Hoogwerkers B.V. ve 2017 yılının Temmuz ayında fiilen 50 makine ile kiralama işine başladık.
MAKİNE PARKINIZDAN BAHSEDER MİSİNİZ? PARKINIZDA HANGİ ÜRÜN GRUBUNDA MAKİNELER YER ALIYOR?
Ağırlıklı olarak elektrikli makaslarımız var. Bunun yanında dizel ve eklemli makinelerimiz, örümcek platform ve vincimiz ve bir de özel makine taşıma aracımız bulunuyor. Makinelerimiz büyük oranda Haulotte marka. Birde 53 metre Palfinger araç üstü makinemiz var. Bizim hangi projelerde yer aldığımıza gelince; maalesef biz hiçbir projede yer almıyoruz. Çok büyük ve köklü kiralama firmaları var. 10.000 makinenin üzerinde makinesi olan firmalar bunlar. 17.000 adet kiralamada makinesi olan firmalar var. 1.000 adet üzeri makinesi olan orta ve büyük çapta birçok firma var. Bunlar yılların firmaları ve pazara da oldukça hakimler. Bahsi geçen firmalar kendi aralarında gerek fiyat, gerek kalite anlamında acımasızca rekabet ediyorlar. Kullanıcılar, bu firmalardan komple kiralama hizmeti satın alıyorlar; seyyar tuvalet ünitelerinden vinç hizmetine kadar geniş bir yelpaze. Aynı zamanda Hollanda’nın çeşitli bölgelerinde Belçika’da ve Almanya’da da organize olmuşlar. Kullanıcılar bizim gibi yeni, küçük makine parkı yetersiz ve yabancı bir firma ile çalışmayı riskli buluyorlar. Kabul etmek lazım, düşük fiyat sunan kaliteli 4-5 büyük firma var iken yeni bir firma ile maceraya girmek istemiyorlar. Burada belli bir ekonomik büyüklüğe erişmiş yani 500 makine üstende olan ve ürün gamı geniş olan firmaların makine transferinden de (yani makineyi müşteriye getirip götürmeden de) para kazanıyorlar. Özel 15-20 makine taşıyabilen araçları var. Çok kiralama yaptıkları için bir defada çok makine taşıyor ve dönüşte de işi biten makineleri alıp deposuna dönüyor. Yani sürümden kazanıyorlar. Yeni ve küçük firma olduğumuz için, biz hep bir makine ile gidiyor, dönüşte boş dönüyoruz. Transport kısmı ne yazık ki kendi kendini kurtarıyor buradan kar sağlayamıyoruz. Uzun sözün kısası, bu süreç bizim için oldukça zorlu oldu. Her millette az çok milliyetçilik var ve burada da bunun etkisini ne yazık ki görüyoruz. İngilizceyi akıcı bir şekilde konuşmama rağmen dil en büyük engel.
SİZLERİN DE BİLDİĞİ ÜZERE TÜRKİYE’DE PLATFORM KİRALAMA SEKTÖRÜNE GİRİŞ OLDUKÇA KOLAY. BİR FİRMA KURUP, MAKİNE SATIN ALDIKTAN SONRA SORGUSUZ VE DENETİMSİZ KİRAYA VEREBİLİYORSUNUZ. BU İŞ HOLLANDA’DA NASIL?
Kiralama sektöründe kurulacak yeni firmalar için yeni bir prosedür yok; herhangi bir şirket burada nasıl kuruluyorsa kiralama şirketleri de yasal çerçevede kuruluyor. Buradaki kiralama firmaları ve müşteriler genel olarak bilinçli ve eğitimli, makine kullanımını hemen kavrıyorlar bunun sonucu olarak da ekipmanları daha dikkatli ve temiz kullanıyorlar. Zaten ülkenin çalışma alanlarının düzenli ve temiz olması makinenin daha temiz kalmasını sağlıyor ama yine de bazı sorunlar yaşanmıyor değil. Nihayetinde ülkenin elektrik sistem alt yapısının düzgün olmasının elektrikli makinelerin şarj sistemlerinin daha uzun ömürlü olmasında katkısı olduğunu düşünüyorum.
KİRALAMA FİRMALARININ İŞ GÜVENLİĞİ KAPSAMINDAKİ ÇALIŞMALARI NELER?
Firmalarının iş güvenliği konusunda öyle detaylı çalışmaları yok en azından ben böyle biliyorum. Genellikle IPAF eğitim verme yetkili noktaları var ve zaman zaman buralarda IPAF eğitimi veriyorlar. Hollanda’da iş güvenliği konusunda yapılan aktivite makinelerin her yıl testten geçirilmesi bu yapılan test ve kontrol gerçekten çok ciddi yapılıyor, laf olsun formalite yerine gelsin diye yapılmıyor. Ayrıca kullanıcılar bilinçli ve makineleri spesifikasyonlarına uygun çalıştırıyorlar, manuel de çalışmıyorlar.
HEM TÜRKİYE’DE HEM DE YURT DIŞINDA KİRALAMA İŞİ YAPAN BİR KİŞİ OLARAK TÜRKİYE İLE HOLLANDA’DA ÇALIŞMANIN ARASINDAKİ FARKLAR NELERDİR?
Hollanda ve Türkiye’deki kiralama sektörü farklarına gelince, Hollandalılar programlı çalışıyorlar. İşleri için önceden uygun makineyi belirleyip, rezerve ediyorlar. Tabi bazen ani ihtiyaçlar da oluşabiliyor. Makineler burada ya günlük ya da haftalık periyodlarda kiralanıyor. Aylık kiralama diye bir fiyat kategorisi yok. Haftalık kiralama 5 gün olarak hesap ediliyor ve her firmanın bir fiyat listesi var. Bu fiyat listesini web sitesine de koyuyorlar ve müşterilerine de gönderiyorlar. Müşterilerine bu fiyat listesi üzerinden indirim yapıyorlar ve bu indirimler %40 dan %70’e kadar olabiliyor. Ben bu sistemin Türkiye’de sektörümüzde de kullanılması için önerilerde bulundum, beni yakından tanıyan arkadaşlar bilirler herkesin fiyat listesi olsun, kişinin durumuna ve işin durumuna göre indirim yapılması gerektiğini belirttim fakat bir sonuca ulaşamadık. Transport işine gelince, Hollandalılar bu bölümü çok iyi ve planlı bir şekilde yapıyorlar ve bu işten para kazanıyorlar. Her şeyden önce çok özel ve pratik taşıyıcıları var. Türkiye’de ben böyle araçlara şahit olmadım. 15-20 makineyi yüklüyorlar, sabah çıkıyor alıyor ve indiriyorlar, alıyorlar ve indiriyor tur atıp yerine dönüyor. İşi biten bazı araçlar programına uymadığı için bazen 1 hafta bile bırakıldığı noktada bekliyor. Bu sistem sayesinde kiralama firmaları önemli bir gelir sağlıyor, ama günde birkaç makine kiraya veriyorsanız, bu transporttan aldığınız para giderlerinizi ne yazık ki karşılamıyor.
HOLLANDA PLATFORM SEKTÖRÜNDE NE GİBİ SORUNLAR YAŞANIYOR?
Eleman en büyük problemlerin başında geliyor. Ağır vasıta şoförü bulmak burada çok büyük bir sorun. Bu bütün AB ülkeleri için geçerli. Polonya, Bulgaristan vs. den gelen tüm şoförlere rağmen ağır vasıta şoförü sıkıntısı hat safhada ve 2400 € ile 3500 € arası net maaş alıyorlar. Bu yüksek kazançlara rağmen bulunamıyor. Örnek verme gerekirse, yüksek metrajlı araç üstü platform için operatör ihtiyacım var ama operatör bulamıyoruz. Kendimiz yetiştirelim diyoruz ağır vasıta ehliyetli eleman bulamıyorsun. Bulsan bile, bu seferde kişinin yükseklik korkusu olmaması lazım vs. bu yönüyle Türkiye gerçekten bir cennet. Türkiye’den getirmek istersen hemen hemen imkansız. Yasal bir yolu yok. ( AB’ye üyeliğimiz bu noktada çok önem kazanıyor) Bakım yapan eleman bulmak şoför bulmaktan daha zor. Bakım servisleri var ve çok pahalı. Her servis araç için yaptığı km’ye göre ücret alıyorlar. Artı yolda geçen süreyi saat olarak faturaya yansıtıyorlar. Hemen hemen tüm kiralamalar resmi ve faturalı. Genellikle bir ay içinde ödemeler banka yoluyla yapılıyor. Yine de bir hafta içinde ödeyende var 60 gün içinde ödeyende. En belirgin fark, çek yok arkadaşlar. Birde yağışlı geçen günler için bazı müşteriler indirim istiyorlar ve genellikle kiralama firmaları bunu kabul ediyorlar. Burada kapınızın önünde yolun kenarında bakım veya temizlik yapamazsınız. Kapalı veya size ait çevreli bir alanda yapabilirsiniz. Ama yıkama yaptığınız yerde yağ filtreleme sistemi olması lazım. Ama bazen kaçamak yapılabiliyor.
TÜRKİYE PLATFORM PAZARININ GELECEĞİNİ NASIL GÖRÜYORSUNUZ?
Türkiye platform pazarının geleceği konusunda fazla bir şey söylemem doğru olmaz. Çünkü uzun süredir Türkiye pazarından uzaktayım, ama benim şöyle bir genellemem var. Türkiye ekonomisi bu zikzaklı gidişine devam edecektir. Bu olumsuzluk bizim sektöre de yansıyacaktır. Eğitim çok önemli. İleri teknoloji üretmemiz lazım. Bunun içinde uygun eğitimli insanımız olmalı. Maalesef eğitim sistemimizde bu tip insan fazla yetişmiyor. İleri teknoloji üretmediğimiz için bu ürünleri yüksek fiyata dışardan alıyoruz. Teknolojik olmayan ürünleri düşük fiyata dışarı satıyoruz, dış açık veriyoruz ve zorunlu olarak borç almak durumunda kalıyoruz ve kaçınılmaz son krizden krize koşuyoruz. Bu böyle devam edip gidiyor. Türkiye büyük bir eğitim devrimi yapmalı. Bu da ancak 10-20 yıl sonra semeresini verecektir. Ama hemen başlanmalı. Yurt dışında özellikle Avrupa’da yatırım yapmak isteyen arkadaşlar şunlara dikkat etsinler; Avrupa’da zamanla çok büyük kiralama firmaları oluşmuş ve bunlar çok köklü firmalar. Kiralamalar uygun ve zaten rekabet nedeni ile fiyatları yükseltmiyorlar. Makine parkları çok büyük ve her türlü makinede her teknolojide mevcut. Piyasayı ellerine geçirmişler. Bu arada birçok orta ölçekli 500-1000 civarında makinesi olan firma var. Bu pazara sızmak oldukça zor. Zaman ve parasal destek istiyor. Çok büyük yatırım yapacaksanız 3-4 sene dışardan parasal destek alacaksınız. Bir sene önce Hollanda pazarına yeni bir firma 60.000.000€’luk yatırım ile pazara girdi. Meslektaşlarımız bu firmanın bile geleceğini iyi görmüyorlar. Peki Ne yapılabilir? Mevcut, örnek olarak on senedir faaliyette bulunan firmalar ile ortaklık yapabilirsiniz. Böylece pazar probleminiz olmaz. Yabancı gözüyle bakmazlar vs. bu çok önemli bir adım. Diğer şekilde çok zorlanırsınız. Pazar ve eleman sorunu insanı bezdiriyor. Bir de gidilen ülkede Türk girişimcilerin olması çok önemli. Hollanda’da Türk girişimci var fakat daha çok gıda üzerine. Bu tip girişimcinin size katkısı olmuyor. Almanya’da nasıl bilmiyorum. Benim İngilizcem akıcı ve ileri düzeydedir. Hollanda dünyada en fazla İngilizce (ana dili İngilizce olan ülkeler dışında) konuşulan ülkesi ve buna rağmen zorlanıyorum. Profesyonel hayatı İngilizce ile yürütmek mümkün değil. Türkiye’miz güzel ve potansiyeli olan stratejik bir ülke. Fakat Konya’mız kadar büyük olan Hollanda da on yedi milyon insan yaşıyor. Ve kişi başına düşen milli gelir 50.000 doların üzerinde. 2018 yılında sadece tarım ve gıda ihracatı 168 milyar dolar yani 150 milyar Euro civarında. Çok ama çok çalışmamız eğitime büyük önem ve yatırım yapmamız, gelişmiş ülkelerde çalışan temel sistemleri ve alt yapı sistemlerini kendimize adapte etmemiz gerek. Zorlu bir süreç, Allah yardımcımız olsun.

Yazar Hakkında

admin

HAVA DURUMU